Muhsin Yazıcıoğlu'nun 2009 yılında hayatını kaybettiği şüpheli helikopter kazasına ilişkin dosyanın 17 yıl sonra yeniden açılmasıyla birlikte, Enver Altaylı ismi soruşturma dosyasına girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen derinleştirilen soruşturmada, kaza anında bölgede bulunan uçakların ve kritik isimlerin irtibatları inceleniyor.
Enver Altaylı kazayı önceden mi biliyordu?
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Enver Altaylı'nın kaza haberini resmi kanallardan önce bildirdiği iddiasını ortaya koydu. Ekici, helikopterdeki gazeteci İsmail Güneş'in 15.26'da 112 Acil servisi arayıp kazayı bildirdiğini, ancak Enver Altaylı'nın kazanın saat 15.15'te yaşandığını çoktan bildiğini belirtti. Bu durum, kazanın önceden planlanmış olabileceği şüphelerini güçlendiriyor.
Arama-kurtarma çalışmalarında yanlış yönlendirme iddiası
Dosyada yer alan bir diğer kritik iddia ise arama-kurtarma faaliyetlerine dair. Avukat Ekici, emekli Yarbay Ercütim Güler'in Enver Altaylı ile bağının araştırılması gerektiğini vurguladı. Güler'in, helikopter enkazının bulunmaması için ekipleri 50 kilometre boyunca yanlış istikamete yönlendirdiği iddia ediliyor. Ekici, "Bu adam sorgulanmadı. Saat 18.00 itibarıyla kaza yeri 1 km'ye 1 km tespit ediliyor. Ama enkaz 50 km tam tersi istikamette aranıyor" ifadelerini kullandı.
Ali Armağan ve Adil Öksüz arasındaki 152 temas
Soruşturma kapsamında eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Ali Armağan'a, Mustafa Özcan, Osman Hilmi Özdil (Kozanlı Ölü), Adil Öksüz, Harun Biniş, Kemal Batmaz ve Enver Altaylı gibi isimlerle toplantı yapıp yapmadığı soruldu. Armağan bu şahısları tanımadığını ifade etse de, dosyadaki veriler farklı bir tablo çiziyor. Adli işlemlere konu olan Armağan'ın, FETÖ'nün mahrem imamı Adil Öksüz ile 2010 yılından itibaren 152 kez iletişim kurduğu tespit edildi.
Ayrıca, kaza günü bölgede F-4 savaş uçağıyla bulunduğu belirtilen Armağan'ın eşi Şerife Armağan'a ait parmak izlerinin, Adil Öksüz'ün evinde ele geçirilen bir Gülen kitabının üzerinde bulunması da soruşturmanın en dikkat çekici noktalarından biri olarak kayıtlara geçti. Manisa ve çevre illerde büyük üzüntüyle karşılanan bu gelişme, adaletin yerini bulacağına dair beklentiyi artırdı.

