Manisa, 8 Eylül 1922 tarihinde Yunan ordusunun çekilmesiyle işgalden kurtulurken, şehrin büyük bir kısmının yakılması sonucu ortaya çıkan devasa yıkım bugün 104. Yılında hâlâ hafızalardadır. Türk ordusunun ilerleyişi sırasında Yunan askerleri ve yerli grupların organize saldırılarıyla şehir harabeye dönmüştür.
Şehir nasıl bir felaketle karşı karşıya kaldı?
Yunan birlikleri, 5 Eylül 1922 tarihinde geri çekilirken Manisa'yı ve çevre ilçeleri ateşe vermiştir. Bu süreçte sadece merkez değil, Manisa'nın doğusundaki Alaşehir ve Salihli gibi kasabalar da yakılmıştır. Yangınlar, Çarşı Mahallesi başta olmak üzere şehrin birçok noktasında eş zamanlı olarak başlatılmıştır. ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park'ın o dönemdeki gözlemleri, yıkımın boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Park, yaptığı incelemelerde 10 bin 300 evin, 15 caminin, 2 hamamın, 2 bin 278 dükkânın, 19 otelin ve 26 villanın imha edildiğini bildirmiştir.
Can kayıpları ve halkın Spili Dağı'na kaçışı
Yangın sırasında yaşanan can kayıpları trajik boyutlara ulaşmıştır. Türk kaynaklarına göre, 855 kişi vurularak, yaklaşık 3 bin 500 kişi ise alevler içinde hayatını kaybetmiştir. Şehrin yanacağını önceden sezen halk, hayatta kalabilmek için Spili Dağı ve çevresindeki tepelere sığınmıştır. O dönemi yaşayan Gülfem Kaatçılar İrem, çocukluk anılarını şu sözlerle aktarmaktadır: "Şehir üç gün ve üç gece yandı. Ben evlerin pencere camlarının bomba gibi patladığını gördüm. Üzüm reçeli gibi köpüren, birbirine yapışmış... Havada kendi ayakları ile ölü inekler ve atlar, balonlar gibi."
Yıkımın boyutuna dair resmi veriler neler söylüyor?
Tarihi kaynaklar, yok olan yapı sayısına dair farklı rakamlar sunmaktadır. Fransız hükümeti temsilcisi Henry Franklin-Bouillon, 11 bin evden sadece 1 bin tanesinin ayakta kaldığını belirtirken; Patrick Kinross ise 18 bin binadan yalnızca 500 tanesinin sağlam kaldığını ifade etmiştir. Yaşanan bu büyük yıkımın ekonomik hasarının elli milyon liradan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Türk hükümeti, yaşananları belgelemek amacıyla Tetkik-i Mezalim ve Tetkik-i Fecayi Heyeti isimli komisyonlar kurarak durumu kayıt altına almaya çalışmıştır.
Manisa, yaşadığı bu ağır felaketin ardından Cumhuriyet döneminde yeniden inşa edilerek bugünkü kimliğine kavuşmuştur. Şehrin yeniden ayağa kalkış sürecinde, Yunan askerlerinin bir kısmının Karaköy Camii gibi yapıların inşasında görev aldığı da tarihi kayıtlarda yer almaktadır.

